İşyeri hasar alan ve ürünleri zarar gören esnafın mağduriyetleri henüz giderilmedi

Kahramanmaraş merkezli 6 şubat depreminin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen İşyeri hasar alan ve ürünleri zarar gören esnafın mağduriyetleri henüz giderilmediğini belirten HAKSİAD Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Güneş, gelinen süreci değerlendirdi.

Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin üzerinden 1 yıl geçti. Bu bir yıllık süreçte bölge esnafının durumunu değerlendiren Hak Sanayici ve İş Adamları Derneği (HAKSİAD) Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Güneş, aradan neredeyse bir yıl geçmesine rağmen esnafın mağduriyetlerinin giderilmediğini belirterek depremin bölge esnafı üzerinde oluşturduğu etkiye dikkat çekti.

Türkiye’nin deprem riski taşıyan bir bölge olduğunu ve şu anda bilimsel verilerin, Türkiye’nin birçok bölgesinin deprem riski ile karşı karşıya olduğunu gösterdiğini ifade eden Güneş, 6 şubat depreminde hayatını kaybedenler için taziye mesajını paylaşarak şunları söyledi:

“6 Şubat 2023 yani tam bir yıl önce büyük bir doğal felaket olarak nitelendirdiğimiz Kahramanmaraş merkezli 9 saat ara ile 7.7 ve 7.6 şiddetinde iki büyük deprem olayını yaşadık. Bu depremlerde 50 binden fazla can kaybı ve 110 bine yakın insanımız yaralandı veya sakat kaldı. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, mağduriyet yaşayanlara ise sabır diliyoruz. Rabbim tekrar böyle acılar yaşatmasın.”

“Güneydoğu’da 1 milyar dolarlık ihracat, deprem nedeniyle 500 milyon dolara kadar geriledi”

 

 

Yaşanan 6 şubat depreminden Diyarbakır esnafının olumsuz etkilendiğini kaydeden Güneş, “İşyerleri yıkılanlar, ağır hasar alanlar olduğu gibi hafif hasarla atlatan yüzlerce esnafımız da oldu. Tabii ki can kaybı olunca dünya malı düşünülmemesi gereken bir meta haline geliyor, ancak dünya malı da olmayınca esnaflar için ciddi sıkıntıları beraberinde getiriyor. 6 Şubat depreminden sonra, can derdine düştüğümüzden dolayı işyerlerimizi de açamadık. Esnafın hemen hemen hepsi kepenk kapatmak zorunda kaldı, çünkü sürekli artçı depremler oluyordu.” dedi.

Depremin, Türkiye’nin ekonomik faaliyetlerinin, sanayileşmenin ve kentleşmenin yoğun olduğu bir bölgede olması, can ve mal kayıplarını beraberinde getirdiğini belirten Güneş, “Özellikle üretimin Türkiye ve bölge ülkelerine yapıldığı Güneydoğu Anadolu bölgesinde 1 milyar dolarlık ihracat, deprem nedeniyle 500 milyon dolara kadar gerilemiştir; yani üretim yarı yarıya düşmüştür.” şeklinde konuştu.

Kahramanmaraş ve Gaziantep gibi şehirlerde depremden dolayı üretim ve ihracatta ciddi sıkıntılar yaşandığını sözlerine ekleyen Güneş, “Diyarbakır’da bin 300’e yakın iş yeri yıkılmış veya zarar görmüştür. Üretim yapan fabrikalar üretim yapamamış, çalışacak usta ve işçiler depremde birçoğu vefat ettiğinden, toplumsal sıkıntılar yaşanmış, çocukların eğitim sorunlarına yeterince çözüm bulunmaması nedeniyle başka şehirlere göç etmek zorunda olduklarından üretim ciddi sıkıntılar yaşamıştır. Depremden hemen sonra çalışacak işçiler ve ustabaşıları çalıştırmada da sıkıntılar yaşandı çünkü birçoğu ailesinden en yakınlarını kaybetmiş ve sosyal uyumsuzluklar yaşamasıyla beraber fabrikalarda verim elde edilemiyordu. Bu fabrikalardaki işgücü kaybı yüzde 70’e varan bir seviyeye çıkmıştı. Aynı şekilde tüm işletmelerde de işgücü kaybı yaşandı.” diye belirtti.

“Verilen kredi ve hibeler esnafın sıkıntılarını giderecek düzeyde değildi”

Güneş, “Depremde iş yeri hasar alan ve ürünleri zarar gören esnafların mağduriyetleri henüz giderilmedi. Taşınma yardımı, kira yardımı veya zarar gören ve kullanılamayan ürünler için herhangi bir yardım yapılmadı. Diyarbakır Belediyesi, işyerleri zarar görenlere gelip tutanak tuttular ama ne bir destek ne de bir yardım yapılmadı. Belediyeye sorulduğunda ise “Biz bakanlığa tutanakları göndermişiz, bakanlık onaylamamış” gibi cevaplar verdi.” ifadelerine yer verdi.

Aradan aylar geçtikten sonra esnafa KOSGEB’in kredi, Avrupa destekli kimi kuruluşların ise hibe verdiğini söyleyen Güneş, “Bu hibe desteği de can suyu olacak şekildeydi. Ne kredi ne de hibeler esnafın sıkıntılarını giderecek şekilde yeterli değildi. Esnafın bazı borçları sadece ötelendi, ancak vergi ve SGK prim borçları için affetme olmadı. Esnafın borçlarının ötelenmesi, sıkıntıların bitmesi anlamına gelmedi; aksine sıkıntıların daha uzun süre devam edeceğini gösterdi.” dedi.

Güneş, “Bu süreçte iş yerini sigortalamak isteyenler ile bankalardan kredi almak isteyenlere hem banka hem de sigorta ciddi birçok prosedürler önlerine çıkarmaya başladı. Bunlarda esnafın sıkıntısı daha da artmış, esnaf için toparlanma sürecinin önü de kapanmış oldu. Toplumsal sorumluluk ve esnaflardaki ahilik anlayışı ile esnaflar, bir şekilde kendi kendilerini toparlayarak işlerine yeniden başladılar.” şeklinde konuştu.